Foto Galeri WebTV
AYYILDIZ TOROS | Hak Nedir?...
 
 
Hak Nedir?...
27.06.2014 10:29:00
Döndü Çolak -Mavice
  dondu551@hotmail.com

Yakışmayacak yazdıklarım ne Ramazan'ın ruhuna ne de ağzıma. Ön kabullü biri olmasam da nicedir 'umutsuzum.' Edebi bir eser yazarken umutsuzluk hallerinden yararlanılabilir de böylesi düz bir yazıda pek de çekilecek gibi olmayacak. Zulümler bir değil ki bin. Şeytan bildiğiniz şeytan değil ki, doğurmuş da doğurmuş. Basit anlatmak gerek zor olsa da. Ruhun karmaşıklığı, doğanın şaşırmışlığı, insanların azmışlığı '.... Şimdi bunlar nasıl dümdüz anlatılabilir ki..

Öğrenmiştik biz 'ihtiyarlardan', yaşlanmışlardan, tecrübelilerden ve yaşanmışlıklarımızdan. Doğru; gerçeğe uyandı. Gerçek; var olan-var olduğuna inandığımızdı. Kapatmıştım öğrendiklerimle neyin ne olduğunu. Öyle değilmiş işte. Doğru nedir? Gerçek nedir?... Mutluluk, huzur doğru olandaysa bu kadar yanlış, gerçek dışı olanlar nereden türedi. Felsefe yapacak değilim ama  filozofçasına düşünmeye başladım. Doğru şeyleri yapıyorsak sonuç neden yanlış. Yanlış yapıyorlarsa neden gerçek olarak algılanıyorlar. İnsanların samimiyetle söylüyorum dedikleri en büyük yalanları. Çevresine söyledikleri neyse de kendilerini bile aldatma lüksündeler.

Şimdi Razaman-ı Şerif geliyor. (Bugün akşam itibariyle onunla olmak isteyenlerle)O ay ki Kuran o ayda indirildi.  Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Ve daha bir çok mucizevi haller. Hani susuza su içmek ister misin diye sormak ne kadar abesse, çölleşmiş yüreklerimizin rahmet dolu Ramazan'a sevinmemesi mümkün değil. Ancak; beni tedirgin eden bu yılın arda arda gelen sorunlarına karşı başımızı kuma gömüp, ''Allah'ım ne olur beni affet'' deme hakkımızı kendimizde görüp Allah'ın imtihanına tabi tutulmamız. Tevbe hakkımız elbette ki elimizden alınamaz. İnsan olmanın şanından. Ancak bu kadar 'ötekileştirdiğimiz', yaftaladığımız, ben doğruyum- o yanlış dediklerimizden helallik almadan (her iki taraf içinde) temizleneceğimizi düşünmüyoruz herhalde. Dünya kaynıyor. İçinde ümmet olarak da kan olarak da kardeşlerimiz var. Ve biz kardeşlerimiz kanıyorken, ''bu af dolu aydan'' medet bekleyeceğiz. Allah dilerse affeder, amenna. Ama adına kurban olduğumuz, sormaz mı bize ellerin neredeydi. Ya ağzın. Madem yardım edemedin, buğzetmedin de öyle mi? Demez mi. Ellerimiz'... Bir değil iki yaratılışlarıyla öğüt veren ellerimiz karıncalanıncaya kadar dua etmiyorsak daha çok ''kimsesiz'' kalmazlar mı? Krizler fırsatmış ya. Korkuyorum ben, fırsatı kaçırmakla kalmayıp bu krizlerin artçılarının gelmesinden. Önümüzdeki on yıllar geçtiğimiz on yılların sonucu olacak. Bu vebal, hepimize yeter. Miras bırakmasak keşke diyeceğim de atalarını gören evlatlar 'biz bunu gördük' diyecekler.

Başlayacak orucun ilk günlerinde bıkmadan, usanmadan sorulan basit sorular. Sakız çiğnenir mi oruçluyken, unutup yersek ne yapmalıyız? Şekerim var, kalp hastasıyım, çok sıcak, ağır işçiyim'.... Bu kadar basitliklerle kafa patlatanlar, sanmasınlar zorlu sınavlardan geçeceklerini. Dersimiz kolay değil ki sınavımız basit olsun. Eeee sınavımız da kolay değil ki; hazırlanmamız 'ayak uzatarak' geçsin.

Kalbim; böyle giderse affımız  zor diyor. Yağmur yağar da, 'bir olup' el açarsak, içimizde kin, öfke, günah taşımazsak. Günahı işle tamam da, taşıma. Bedenimizin yükü kafi.

Bugün akşam itibariyle mucizevi ay bekleyenlerle. (Hicri ve dini gün esası bir günün gecesi önce gündüzü sonradır. Dolayısıyla dini esasta akşam ezanından akşam ezanına gün değişimi olur.) Camiler, secde aşkıyla yananlarla. Af; günahını taşımak istemeyenlerle. Rahmet; gönlü geniş olanlarla. Merhamet; hoşgörüsünü 'ötekileştirmeyenlerle'. Melekler; kanadını yüreğine takıp siyasetine, düşüncesine, görünüşüne önem vermeden yüreklere değdirenlerle. Altın çağın altınları; 'bizden değil' demeyi bırakıp ehillisine güvenenlerle. Ve Kainatın hürmetine yaratıldığına inanılan, kul-sevgili –övülmüş-temiz-akıllı-adil olan Rasullullah, 'dünyaya takılıp kalmayanlarla.' 

İyilik ve ihsanı bol alan alemlerin Rabbi; zulmü değil, hakkı kovalayanlarla. Hak nedir peki?

Gelin bu Ramazan aynında; 74 defa 'düşünmeyecek misiniz' ayetini görsel okumamızdan öte 'oku'yalım. Hak  kudsi hadiste ;"Benim huzuruma ne ile gelirseniz gelin affederim ancak kul hakkı ile gelmeyin" diyor ya, bu Hak nedir bir düşünelim.

 

 

 

 

Döndü Çolak -Mavice
İyiliğe, Güzelliğe Bereket Gelsin'...