Foto Galeri WebTV
AYYILDIZ TOROS | Sıradan'...
 
 
Sıradan'...
10.11.2017 10:52:00
Döndü Çolak -Mavice
  dondu551@hotmail.com

Oldu olası mükemmelin peşindeydi. Baksan; tırnağını kesişinden saçlarını tarayışına kadar bir düzen içindeydi. Birçok düzeni de  neredeyse altın orana yakın. Zannederdim ki ben, bizler için sıradan olan onun için sanatsaldı. O, sanatçı  yaptığı her şey ise sanat. O kadar estetikti ki her şeyi; yemek yemesi, suyu içerken bardak tutuşu, yürümek için adım atışı, cümleleri kullanırken seçtiği kelimeleri, kelimeleri dillendirirken telaffuzu. Evet evet konuşmuyordu, adeta şarkı söylüyordu. Benim onda gördüklerimi abartışım değildi bunlar, onu tanıyan herkesin ortak görüşüydü.

Kusursuz olamazdı, sonuçta insandı. İnsandı ama ben zannederdim ki; hasta olsa öksürmez, sinirlense bağırmaz, biri dövse vücudu tepki göstermez. Tanrılar, kusursuzdu. İnandığım bir 'Allah' olmasa oydu Tanrı. Bu kadar mükemmel biri yeryüzündeki işleri yola koyabilirdi.

Ondan kalmıştı  bana da sonradan bir hastalık olarak bile tanımlanan 'mükemmelliyetçilik.' Onunla kendi aramda görünmez bir bağ kurmamla başladı bu hastalıksı şey. Üzülmemek istiyorsan, beklenti içine girmeyeceksin telkinlerini her duyduğumda hayal kırıklıklarım bir bir diziliyor. Suçlu benim. Hayal kırıklığını bu denli sık yaşamam; herkesten beklediklerimin tam, eksiksiz karşılık bulmasını istememle ilgiliydi. Beni olumsuz eleştirdiklerinde her ne kadar 'eleştiriye açığım' demiş olsam da haftalarca, aylarca hatta senelerce kafama taktıklarım var. O bana böyle demişti bana böyle davranmıştı diye diye geçen yıllarım. Ben birinin kalbini kırmamak için, kelimelerimi cımbızla seçiyorsam, aynını bulmalı değil miydim. Evet, hakkımdı bu benim. Bana söylenilen kırıcı kelimelerin ardından hıçkırıklara karıştırıp ağlamam yersiz mi. 'Beni beğenmiyor' düşüncelerim, geçersiz mi. Gönül ilişkilerim de nasibini aldı hep bu durumumdan. Kafamda oluşturduğum tipte, kültürde olmadıkça bana yaklaşanlar eledim de eledim. Yalnızlık sonucuyla başbaşa kaldığımda, çözüm üretmek için koyuldum, hedefime ulaşma adına. Olmadı yine tabi, ben çözüm üretmeye çaba harcadıkça, karşımdaki çabasız kaldıkça öfkelendim. Öfkenin tek bir çözümü vardı, engellemek. Engelledim, doğru ya olmuyorsa engellerdim hayatımda olmasını. Benim 'mükemmel' çözümüm. Başarı;  işte o benim yoluna kurban olduğum gerçeğim. Hayal de neymiş, gerçekler güneş gibi parlarken. Başarısızlık, başarıya hizmet edecekse olmalı değilse yok olmalı.

Bir aile davetinde kendisiyle sohbet etme imkanı bulduğum, o yaşaması sanat adamın söyledikleri başımdan kaynar suların dökülmesine sebep oldu. Başka biri söylese asla inanmayacağım cümleler karşısında kalakaldım. Psikiyatriye gitmiş olması değildi inanılmaz gelen bana. Psikiyatristten istediğiydi, şaşkınlığımdan tek kelime edemeyişim. 'Sıradan' olmak istiyorum, demiş. Psikiyatrisin cevabı da, istek kadar inanılmaz: ''Ben daha o kadar olmadım. Ama kabul ederseniz bu sıradan olma yolculuğunda size eşlik edebilirim.''  Sıradan olmak istiyorum diyenleri, tanınmış olmaktan sokakta yürüyemeyen şarkıcı, oyuncuların istemem yan cebime koy cümlelerinden biri olarak sanırdım.

Sıradan olmayı istemek. Düşünülesi, taşınılası konu'... Kimseden üstün değilsin, herkes gibi senin acında, diğerlerinin de yüzünü asacak kadar derdi var, onların da yürürken ayakları kayar, konuşurken dilleri sürçermiş. Başarısızlık, başarmasan da sıradanmış. Kimi zenginliğinin şükrüyle imtihanda, kimi fakirliğin sabrıyla. Yakışıklıysan, güzelsen  kalbin ona göre hayat kurarmış, çirkinsen de kalbin bulurmuş yolunu.

Sıradan olma yolculuğunda ben de varım bundan böyle'... İyiymiş iyi. Şimdiden  derin nefes almışım gibi bir rahatlama. Derinlerde, taaa hepimizin aynı olduğu yerden gelen bir esintinin ferahlığı bu.

 

 

 

 

Döndü Çolak -Mavice
Bir Varmış, Bir Yokmuş