Foto Galeri WebTV
AYYILDIZ TOROS | BİR DEVRİN HAFIZASI
 
 
BİR DEVRİN HAFIZASI
29.11.2017 18:01:00
İDRİS AYDIN
  .

                         

Rasim Cinisli adını duyardım. Taha Akyol' un kitaba ilişkin yazısını ve Hürriyet Pazar'daki söyleşisini okuyunca kitabı okumaya karar verdim. Rasim Cinisli Bey yakın dönem tarihimize tanıklık eden bir isim başından geçenleri ve tanıklıklarını ''Bir Devrin Hafızası'' adlı bir kitapta topladı. Kitap geçtiğimiz günlerde okuyucu önüne çıktı. Doğan Kitaptan çıkan ''Bir Devrin Hafızası'' 624 sayfadan oluşuyor. Rasim Cinisli Bey yazdığı önsözde kitabı yazma nedenini şu sözlerle ortaya koyuyor.'' Hayatın akışını değiştiren olaylar varmış'... Bazen vurup geçen, bazen anaforuna aldığını  gittiği yere kadar sürükleyen olaylar'... 27Mayıs 1960 darbesi de beni ve benim gibi birçok insanı anaforuna alıp bugünlere getirdi. Ömür çizgim değişti; çok genç yaşta siyasi bir mücadelenin tam ortasında buldum kendimi.1959 yazının sonunda, üniversite eğitimi için İstanbul'a gelmiştim. Erzurum Lisesi'nde bıraktığım popüler gençliğimi, İstanbul'da üniversiteli olma cakasıyla taçlandıracaktım. Hukuk fakültesini bitirip  ,o yıllarda moda olan ''fötr şapkalı eli çantalı'' avukat olarak  memleketime dönecektim. İstanbul Üniversitesi'nin yaldızlı kapısından içeri girerken öğrenciler Beyazıt Meydanı'nda  miting yapıyorlardı. Siyasi nutuklar atarak , ''Olur mu böyle olur mu?/ Kardeş kardeşi vurur mu?/ Kahrolası diktatörler/ Bu dünya size kalır mı?'' diye tempo tutuyorlardı. Diktatörler kimdi? Kardeş kardeşi neden vurmuştu? Eğitim için üniversiteye gelen gençlik niçin sokaklarda bağrışıyordu? Gün gün şiddetini artırarak devam eden bu olaylarda polisler taşlanıyor, askerler alkışlanıyordu. İstanbul caddelerinde liseli öğrencilerle beraber askeri savaş tankları nümayişlere katılıyordu. Ülke bir kaosun içine sürükleniyordu. Sonuçta beklenen darbe oldu. 27 Mayıs darbesinden önceki ve sonraki öğrenci olaylarının içinde bulundum. Orada başlayan mücadele beni Milli Türk Talebe Birliği(MTTB) başkanlığına götürdü. Darbe teşebbüslerinin, muhtıraların şiddeti sürerken milletvekili oldum .Parlamento cephesinden yurt genelinde olanları Meclis içinde olup bitenleri tanıdım. Demokrasilerde 1 oyun 299 oyu nasıl etkisiz hale getirdiğinin ve bu bir oyun devlet ve millet hayatında ne derece etkili olduğunun şahidi oldum. 75 yıllık bir ömrü kağıtlara aktarmak kolay değilmiş. Fakat yazdıkça yalnız kendi hayatımı değil, ülkenin de 75 yılını anlattığımı fark ettim ve sorumluluğum daha da arttı. İşim zorlaştı. Ülke tarihini ilgilendiren yıkıcı ve yakıcı olaylar öylesine üst üste gelmiş ki yazdıklarım bir nevi devrin hafızasını oluşturdu. Ben de hatıratımın adını  Bir Devrin Hafızası olarak sunuyorum'' Kitap 24 bölüm başlığı altında sonsöz ve ekler olmak üzere 624 sayfadan oluşuyor. Bir Devrin Hafızası ülkemizdeki darbeler tarihinin arka planını bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.  27 Mayıs'tan bu günlere gelişimizin belgesel formatında bir öyküsü bu kitap. Kitap darbelerin sivil ayağını ifşa ediyor.Menderes'e ve Demokrat Parti'ye yapılanlara ışık tutuyor, ve tarihe tanıklık adına yalın gerçekleri okuyucuyla paylaşıyor. Rasim Cinisli Bey'in üniversite yıllarında müdavimi olduğu derneklerden biri de dönemin milliyetçi aydınlarının uğrak yeri olan Çemberlitaş'taki Milliyetçiler Derneği'dir. Burada Ali Fuat Başgil, Ziyaeddin Fındıkoğlu, Ali Nihat Tarlan, Mümtaz Turhan, İbrahim Kafesoğlu, Mehmet Kaplan, Nurettin Topçu, Nihat Sami Banarlı, Ahmet Kabaklı, Faruk Kadri Timurtaş, Muharrem Ergin, Ayhan Songar, Tarık Buğra, Fethi Gemuhluoğlu , Necmettin Hacıeminoğlu ,Ercüment Konukman, Mehmet Eröz gibi aydınların sohbetlerine katılır. Bir devrin Hafızası 27 Mayıs'ın öncesi ve sonrasına da ışık tutuyor. Yüzlerce gencin kıyma makinelerinde kıyıldığı, buzdolaplarında saklandığı gazete manşetlerinde iddia edilerek darbe sürecine çanak tutulmuştur. O günkü basın, tüyler ürperten haberlerle yangına benzin püskürtüyordu. Öldürülen gençlerin bir kısmının yollara gömülüp üstlerine asfalt döküldüğüne dair inanılmaz iddialar ortaya atılıyordu.'' Devlet elden gidiyor'' diye yaptıkları darbenin ilk duruşması ''köpek'' davasıyla başladı. Bu davanın içeriği şuydu: Lübnan Kralı'nın zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a hediye ettiği cins tazı satılmış, parasının Bayar'ın zimmetine geçtiği iddia edilmişti. Dava sonunda anlaşıldı ki şahsa hediye edilen bu köpeğin parasıyla bir köye çeşme yapılmıştır. Atın yediği otun hikayesi de şöyle: Afganistan ziyareti sırasında Adnan Menderes'e cins Afgan atları hediye ediliyor.Türkiye'ye getirilen atlar, birkaç ay Karacabey harasında besleniyor. Ankara jokey kulübü bu atları 15 bin liraya satın alıyor. Menderes kendi cebinden 15 bin lira daha vererek o yıllarda inşası başlayan  Maltepe Camii'ne bu 30 bin lirayı bağış yapıyor. 27 Mayıs'tan sonra araştırmadan her şeyin üzerine giden darbeciler bunu da yolsuzluk sayıyor. Olayın aslı anlaşılınca 30 bin liranın hesabını soramıyorlar, fakat atların Karacabey harasında yediği otların parasını Menderes ailesinden alıyorlar. 27 Mayıs Türk tarihinin bir utanç sayfasıdır. Kitapta 27 Mayıs'la ilgili epeyce detay yer alıyor. Ben bir iki noktaya dikkati çekmek istiyorum. Birinci nokta Tahkikat Komisyonu'na oy veren milletvekilleri anayasayı çiğnemek suçuyla idamla yargılanıyorlardı. Savcı Egesel, Bitlis Milletvekili Selahattin İnan' ı suçlayarak,'' Hem şeyhsin, hem de anayasayı çiğnemişsin'' dedi. Selahattin İnan ''Tahkikat komisyonu kurulurken ben yurtdışındaydım. İsviçre'deydim. Oylamaya katılmadım. Ben oy vermedim'' diye cevap verdi. Savcı Egesel, ''Burada olsaydın sen de oy verecektin. Aynı suçu işlemiş sayılırsın'' dedi. İkinci nokta Suçlanan Samet Ağaoğlu. Başka bir meclis oturumunda verdiği bir oydan ötürü idamla yargılanıyor. Samet Ağaoğlu savcının suçlamasına cevaben diyor ki : ''O oylamada oy verenler Anayasa suçu işlemişlerse o gün DP'li olan bu gün CHP' ye geçen Burdur Milletvekili Fethi Çelikbaş da oy vermişti. Ben tutuklu yargılanırken, Çelikbaş neden dışarıda dolaşıyor?'' Mahkeme Reisi Başol'un cevabı: ''Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor''.

27 Mayıs bir hukuk katliamıdır. Faşizmin ta kendisidir. Dünyada darbenin bayram diye kutlandığı bir ülke bulamazsınız. Ötüken Yayınevi'nin kuruluşunu Rasim Bey bakın nasıl anlatıyor ''20' li yaşlarımızda vatan kurtarma sevdasıyla 1963 yılında Nevzat Kösoğlu, Özer Revanoğlu, Niyazi Özdemir ve ben komünizme karşı milli değerleri korumak için bir yayınevi kurmaya karar verdik. Ailelerimizden aldığımız üçer beşer bin lirayı sermaye yaptık. Şehzadebaşı'nda Yaprak Kitabevi'nin yanında küçücük boş bir dükkan vardı. Biz de o boş dükkanı kiralayıp tabelamızı astık:Ötüken Yayınevi.

Bir Devrin Hafızası'nda  Osmanlı Hanedanı'nın yurda dönüşünden 12 Mart'a Rasim Cinisli Bey'in yaşam serüvenindeki inişli çıkışlı yılları okuyabilirsiniz. Bir Devrin Hafızası Türkiye'nin bir yakın dönem kısa tarihi. Bu döneme ilişkin bir okuma yolculuğu için bu kitabı okuyun.  

 

 

 

 

Döndü Çolak -Mavice
İyiliğe, Güzelliğe Bereket Gelsin'...
İDRİS AYDIN
FEHMİ KORU'NUN BEN BÖYLE GÖRDÜM KİTABI ÜZERİNE