Foto Galeri WebTV
AYYILDIZ TOROS | Aklımdasın Hayat'...
 
 
Aklımdasın Hayat'...
04.01.2018 18:04:00
Döndü Çolak -Mavice
  dondu551@hotmail.com

Akşam yemeğinde annemin elinde tavuğun 'V' şeklinde bir kemiğini görünce; bir an içimden ''aaa lades kemiği, ladese tutuşalım mı desem '' diye düşündüm. Aynı anda ''yok ya bu oyun pek de masum değil dedim'' kendimce.  Sonra yine içimden; ''zaten sen hep yenilirdin Döndü'' dedim.

Çocukluğumuzun oyunlarından, üstelik ailede en küçükten en büyüğüne katılım olan bir oyun. Öyle sürekli de oynanabilecek bir oyun değildi. Bir defa tavuk pişmesi lazım gelirdi evde. Eee sene 1987'lerde de öyle her gün evde tavuk yenmezdi herhalde. Köyde yaşıyorsanız, kış aylarında yenmesi muhtemel, ilçede yaşıyorsanız ya yumurtlayan tavuğunuz hasta olacak ölmeden keselim denecek ya da köyden akrabalarınız hediye niyetiyle tavuğun iki bacağını iple bağlayıp getirecek.

Tavuklar mangal yapılmazdı evvelden sanki. Kızartılmazdı da. Ben mi öyle hatırlıyorum, yoksa bizim evdeki durumu mu genelliyorum bilmiyorum. Bir defa tavuk, büyük nimet. Kasabın yolunu dahi bilmeyen ailelerin sofrayı donattık dediği nimet. Her parçası kullanılır. Annemse doldururdu o tavuğu da yedi kişilik aile doyasıya yerdi. Sofrada, içi bulgurla dolmuş iple yeniden dikilmiş tavuk, ayakları yukarı doğru'... Neyse benim anlatacağım tavuk değildi ya, tavuk kendini anlattırmak istedi. Evin çocukları tavuğu yerken 'lades' kemiğini bulma telaşında. Bulansa iyice etini sıyırır o 'V'ye benzer kemiği 'tutuşalım mı' der, etrafındakilere. Kendine güvenen ki genelde en küçüklerdir onlar 'ben, ben' der. Bazen baba olur, bazen anne olur seçilen oyun arkadaşı. Kemiğin uçlarından tutulur; kemiği bulan sorar:

-          Ladesim lades olsun mu?

-          Olsun.

-          Nesine?

-          Nesine?

Ve seçilen bir hediye istenir. Karşılıklı kabulle başlanır oynanmaya. Dakka bir; her iki taraf sofradan kalkmadan birbirlerinden su, tuz, ekmek ister dururlar. Oyun dikkatli oynanıyorsa 'Aklımda' der her iki tarafta. Onlarca plan kurulur, karşısındaki Ladeslemek için. Birinin saflığına getirilmeli ki oyun kazanılmalıdır. Genelde televizyon izlenirken uyanık taraf; 'su içecek misin' deyip cevap beklemeden suyu uzattığı an karşıdaki dalgınlıkla aldığı an 'Ladeeeeeeessss' diye çığlıkla irkildiğinde'.... 'Aklımda' diyememiş olmanın saflığı, vereceği hediyenin yanında daha büyük ızdıraptır. Oyundur sonuçta, tesellidir bu da.

Hayat bir oyun değildir elbette. Ladese tutuşmaya da kalkışamayız onunla. Defalarca kandırıp/kandırılıp, saflıktan yararlanıp/yararlandırılıp, türlü yalanlarla, çeşitli stratejilerle yaşayamayız. Birinin kazanıp diğerinin kaybettiği bir oyun tekrar tekrar başlayabilir de üzülmeden, ladeslenip durduğumuz hayat bizde yaşama sevinci bırakır mı? Kazanma uğruna yalanın mübah olduğu oyun gibi görmemeli değil miyiz, oyun oynanmayacak kadar kısa ömrümüzü.

Kimilerine  hayat oyun anlaşılan. Kaybetmeyi istemedikçe kazanmak için her yol mübah. Bahse konu olan hayat olsa da, kurallarını ben koyarım ben 'yaşanılası', 'ölünesi' yaparım hayatları derdinde. Oysa nefes alanın elinde değildir oyunun süresi. Her an oyun bitebilir, koyduğu kuralda yoksa da. Her an süre bitebilir. O yüzden hayat oyuna gelmez.

Ladeslemeyi pek beceremesem de 'Aklımdasın' hayat. Türlü yalanlarına, bal görünen zehirlerine, tıka basa kötülük dolmuş iyiliklerine, masum görünüp yüzünü şeytanlaştırmana, güzellikle iç ettiğin çirkinliklerine, helal gösterdiğin haramlığına, ve akıl edemediğim envai çeşit hallerine 'AKLIMDASIN' diyorum.

Ladesleyemesem de seni, 'Aklımdasın' oyun süresi ansızın bitinceye değin.

 

 

 

 

 

Döndü Çolak -Mavice
İyiliğe, Güzelliğe Bereket Gelsin'...
İDRİS AYDIN
FETÖ'NÜN KUMPASI BYLOCK ZOKASI