Foto Galeri WebTV
AYYILDIZ TOROS | İŞARET TAŞLARI
 
 
İŞARET TAŞLARI
17.01.2018 16:10:00
İDRİS AYDIN
  .

                      


İşaret Taşları Türk Dünyasının manevi arka planına değinen bir çalışma. Dr.Hayati Bice Ülkücü Hareketin yaşayan hafızalarından. Yakın dönemde Türk Dünyası ile ilgili kitapları ile daha çok dikkatleri çekiyor. İşaret Taşları 295 sayfadan oluşuyor. Yola Çıkarken başlığı ile  Dr.Hayati Bice bu kitabı yazma nedeni şu sözlerle açıklıyor: ''Türk yurtlarının ruh dünyasını aydınlatan kutlu kaynaktan birkaç rengi yansıtmak niyetiyle yola çıkıyorum. Bu yol boyunca konaklayacağımız her bir  ribatta, dergahta, hankahta  bir nebze soluklanarak inşallah  ''güzel bir yürüyüş'' eyleyeceğiz. Bazen coşku, bazen sevinç ama çoğu kez hüzün ile tefekküre davet olunacağız; bazen söylediklerimizden daha manalı suskunluklarımız olacak, dilsiz ve kulaksız olarak konuşacağız gönüllerimizle'... Yesi'den, Buhara' dan, Semerkand'dan, Kaşgar'dan güzel kokular taşıyan esintiler getirmeye çalışacağız takatimiz yettiğince'... Haddimiz olmadığını bile bile Hoca Ahmed Yesevi'den, Sultan Sencer'den, Necmettin Kübra'dan, Şeyh Şamil'den bahsedeceğiz.'' Dr.Hayati Bice geçmişimize yolculuğa çağırıyor bizi. Bu yolculukta Türkistan Coğrafyasının sönmeyen yıldızı Hoca Ahmed Yesevi ile tanışıp hemhal olmak var. Bu yolculukta Anadolu'yu Türkleştiren-İslamlaştıran '' kolonizatör'' Türk dervişlerinin hikayelerine tanık oluyorsunuz. İşaret Taşları geçmişimizle geleceğimiz arasında köprü oluyor. Türkistan Coğrafyasının samimi içten sıcak duru manevi havasını Anadolu Coğrafyasına taşıyor. Hoca Ahmed Yesevi Türk Müslümanlığının kilometre taşlarındandır. Ne acı ki Anadolu Türklerinin onu yeterince tanıdığını söyleyemeyiz. Kitabı bu noktada önemsiyorum. 13.yüzyılda olduğu gibi bugün de insanlığın yolunu aydınlatan Ahmet Yesevi, 1093 yılında Türkistan'ın Sayram Kasabası'nda dünyaya geldi. Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybetti. Ahmet Yesevi'yi büyüten, ablası Gevher Şehnaz oldu. Kardeşini Tahsil görmesi için Yesi'ye getirende. Ahmet Yesevi' nin manevi eğitimini aldığı kaynaklar arasında '' Arslan Bab'' ismi, hem çeşitli menkıbe ve rivayetlerde  hem de Ahmet Yesevi' ye ait hikmetlerde ortaklaşa olarak belirtilen bir isim olarak dikkatleri çeker. Babasının ölümünden sonra Arslan Baba, eğitimini üstlendiği  Ahmet Yesevi'nin aynı zamanda manevi babası olmuştur. Ahmet Yesevi ile Arslan Baba'nın karşılaşmasını dile getiren rivayet tarihi gerçekliğin ötesinde içerdiği bazı hususlar itibariyle dikkate değerdir. Arslan Baba'nın Yesi'ye gelerek daha küçük bir çocuk olan Ahmet' i bulması ve Hz.Muhammmed (S.a.v.)'in emanet ettiği hurmayı Ahmet'e vermesi ,terbiyesiyle meşgul olup , irşad etmesi Hz. Peygamber (S.a.v.)manevi bir işaretine dayanıyordu. Menkıbeye göre gazvelerin birinde aç kalan ashabın ricasıyla Hz.Peygamber(S.a.v.)'in duası üzerine Cibri(a.s.)cennetten bir tabak hurma getirir. Ashab tabaktan hurma alırken bir hurma yere düşer. Bunun üzerine Cibril(a.s.)'' Bu hurma ümmetinizden Ahmet adlı birinin kısmetidir'' der. Hz. Peygamber (S.a.s)ashabına bu hurmayı içlerinden birine sahibine teslim etmesi teklifinde bulunur. Ashabdan hiç kimse cevap vermeyince Arslan Baba –veya atalarından olan sahabi – Allah'ın inayeti ve Hz. Peygamber'in (S.a.s)delaleti ile bu görevi yerine getireceğini bildirir. Hz. Peygamber (S.a.s) mübarek eli ile hurmayı gönüllü sahabinin damağına yerleştirip Ahmet'in nasıl ve nerede bulunacağını anlatır ve terbiyesi ile meşgul olunmasını buyurur. Arslan Baba bu işaretle Yesi' ye gelir. Ahmet'i arar, onu mahalle çocukları ile oynarken bulur. Arslan Baba henüz hurmadan bahsetmeden çocuk emaneti teslim etmesini söyler. Arslan Baba beşyüz yıl damağında sakladığı ve tazeliğini muhafaza eden hurmayı ağzından çıkararak sahibi olan çocuk yaştaki Ahmet'e teslim eder. Arslan Baba , buradaki rivayette efsanevi bir kimlikle karşımıza çıkarken Yesi yakınlarında bulunan tarihi Otrar şehrinde adına yapılmış bir türbenin mevcudiyeti Arslan Baba' nın tarihen varlığının delilidir.  Şimdi burada şunu söylemek istiyorum  Yesevi'yi geniş bir hoşgörü ve insan sevgisinin ağır bastığı bu anlayışı yeterince anlatamayışımız yabancı patentli bir çok sapık ve sapkın dini akımların büyümesine palazlanmasına yol açmıştır. Hz. Peygamber sevgisinden uzak devlet ve millet düşmanı selefi akımlar  bu topraklarda kendine yer bulabilmiştir. Burada bir özeleştiri yapmak durumundayız.15 Temmuz darbe kalkışmasında yanlış öğretilen ya da dini kavramlar üzerinden haşhaşileşen toplulukların neler yaptığının hepimiz yakından tanığıyız. İşaret taşları kaybolan ,unutulmaya yüz tutan manevi büyükleri projektörle günümüze yansıtıyor. Aslında bu bir tarihi görev. Genç kuşakların bunları bilmeleri düşüncesindeyim. Mekke –Semerkant-Bursa üçgeninin köşeleri, Türk yurtlarındaki Peygamber makamları, Buharalı Nakkaşlar silsilesi, yazıları Türk Dünyasındaki manevi havayı bütün yalınlığıyla gözler önüne seriyor. Bu kitap okunmalı okutulmalı Hele hele Dil-Şad İpar hanım'ın Hüzünlü hikayesi Türk yurtlarında bir kadının kendi izzet ve namusunu korumak için direnişinin en güzel sembollerindendir. Bu gün ülkemizde hiçbir kadın kuruluşu İpar Hanım' ı tanımıyor.Bu utanç bize yeter.Kendi tarihinden kültüründen kopan toplumun nereye savrulacağı belli olmaz. İşaret Taşları işte bu bu noktada bir işaret fişeği atarak bizi geçmişimize köklerimize yolculuğa çağırıyor. Okuyuculara önerim bu kitabı bulun  okuyun Kafkasya'da Dağıstan'ın Gimri avulundaki bir dağ evinde başlayan Medine'de Cennet'ül Baki kabristanında toprağa verilen Şeyh Şamil'in destansı hayat hikayesi hepimizin hayat hikayesi. Çocuklarınıza okumalısınız. Bu iş sloganla olmuyor. İşaret Taşları sloganları yerle bir ediyor. Türk'ün ruh haritasını merak edenler bu kitabı okumalılar.

 

 

 

 

 

Döndü Çolak -Mavice
İyiliğe, Güzelliğe Bereket Gelsin'...
İDRİS AYDIN
FEHMİ KORU'NUN BEN BÖYLE GÖRDÜM KİTABI ÜZERİNE