Foto Galeri WebTV
AYYILDIZ TOROS | 'Aynılık' Yok, Gelen 'Allah'ın Ayıyla'...
 
 
'Aynılık' Yok, Gelen 'Allah'ın Ayıyla'...
19.03.2018 09:03:00
Döndü Çolak -Mavice
  dondu551@hotmail.com

Elinde yağ dolu kaşık taşıyor da dökmemesi emredilmiş gibi, çevresine gözünü yummuş yürüyordu kız. Yüreğimi dur dedi, aklı mı kestiremeden kalakaldı gölün kenarında. Eğildi, aynalara küs yüzünü buluşturdu suyun yansımasıyla. Bakmaya cesaret edemediği durumdaydı işte yüzü; yorgun, bitkin, mutsuz. Biraz daha eğildi, gözlerinde çocukluğundan kalma bir ışıltı bulurdu belki suyun da yardımıyla. Ama hayır, kör kuyuların görülemediği gibi göremedi gözlerini. Dokundu yüzüne, evet varlardı ama suda yoktu. Kızdı, kıvrandı, dolandı, eline bir taş alıp suya attı. Atılan taş suda ses verdi, daireler çizerek genişledi, genişledi kocaman oluncaya kadar devam etti genişlemeye. Sonra su duruldu yine, eskiye döndü. Kalktı, tekrar yol aldı. Düşündü, atılan taş etki etmemişti işte. Sonsuz bir aynılık vardı, tıpkı ruhu gibi. Oysa, atılan taş artık toprakta değil, suyun içindeydi. Su, hareketlenmişti bir defa artık az evvelki değildi.

Cemreler, bu defa gönlümüze düşsün temennisiyle bu yıl da düşürdük tek tek. Önce havaya, sonra suya, sonra toprağa. Toprak terleyip, sabahları çiğ  attıkça emin olduk 'ateş parçalarını' görmesek de geldiğinden. Az evvel gölün kenarında yürüyen kız görmese de gelincikler, laleler, papatyalar serpildi buldukları yere. Kız duymasa da serçeler, yavrularına uçmasını öğretmeye başladı bile şakıyarak. Güllere meftun bülbüller, hazır nazır beklemede. Kız farketmedi ama kışın yaprağını dökmüş ağaç yapraklandı, çoraklaşmış araziler çayır çimen oldu. İğde ağaçları kokularını saldı, kız içine çekmese de. Uyandı bir defa tabiat, ölümden sonra hayat var diye haykırarak.

Bugün havaya düşen cemre gibi düştü Recep ayı. Hava ısındı mı, sular da toprak da sıcacık olur 'Hayy' olanın diriltişiyle. Suyun, toprağın ısındığını görür mü bilinmez bu 'toprağa düşmeye söz vermiş beden' ama kızın göle attığı taş gibi hareketlendi yürekler artık. Ne bu yürek eski yürek, ne bu ay eski ay artık. Taş, daireler halinde genişliyor önüne geçilmez halde. Taş, artık gölün içinde. Bu göl, cennette değilse de sonu cennete varabilecek bir Dünyada suyuyla aziz, suyuyla tatlı.

'Aynılık' yok gelen 'Allah'ın ayıyla. 'Benim ayım' denilen günleri yaşıyorsak biz şu an, 'inanıyorsak' faziletinin bol olduğuna, 'affedileceğimize' ümitle yakarıyorsak geçmişin kirli yüklerine, en yüceden gelen ipe sıkı sıkı sarılmışsak, ötelerdeki sarayımızı burada inşaa edebiliyorsak titizlikle, serçelerin, lalelerin, yaseminlerin, çimenlerin zikrini duyuyorsak yüreğimizle, tek ilahın hoşnutluğunu kazanabilirsek  imanla, Recep ayı haram eder bu bedene, ruha cehennemi.

Recep'i mübarek kılacak olanlar bizleriz. Aynılık yok, Recep ayı mübarekse de, bizim payımıza düşen mübareklik, bizim samimiyetimizde. Zamandan  ve mekandan münezzeh olan  Allah'ın 'kulum ve Rasulüm' dediği Peygamberimizin sözüyle 'Allah'ın ayı' dediğimiz  Recep ayı hepimize mübarek olsun.

Duamız, kendisine canlar feda Peygamberimizden; '' Ya Rabbi Bize Recep ve Şaban ayını mübarek kıl, Ramazan ayına eriştir.'' Amin.

 

 

 

 

Döndü Çolak -Mavice
İyiliğe, Güzelliğe Bereket Gelsin'...