Foto Galeri WebTV
AYYILDIZ TOROS | İzliyoruz, İzleniyoruz'...
 
 
İzliyoruz, İzleniyoruz'...
11.05.2018 11:13:00
Döndü Çolak -Mavice
  dondu551@hotmail.com

'' Sırf insanların yüzlerini izlemek için gidiyorum oraya'' dedi  arkadaş. ''Ayrı bir şey oradaki insanların yüzlerine yansıttığı halleri, tavırları,  davranışları gözlemlemek.''

Çoğumuz, bilinçli ya da bilinçsiz etrafımızda tanımadığımız insanlara takılıveririz. 'Gözüm takıldı ' deriz genelde. Belki can sıkıntısından, belki yalnızlıktan, belki de sırf sebebi bilinçaltında gizli şekilde izleriz. İstanbul gezimizin Taksim durağında bol bol olanağım olmuştu benim de. Bir gece vakti orada olmak da ayrıca, bol izlem mekanıydı. İnsanların değil de, gürültü selinin içinden giderken, bir kadına takıldı ilkin gözlerim. Bir mekanın kapısında oturmuş, kıvırcık uzun saçlarını önüne sarkıtmış derin derin iç çekişleriyle ağlıyordu. Yanında bir erkek olduğunu, çok sonra bana bakıp güldüğünde ancak farketmiştim. Öyle ya yoldan geçen biriydim ve öylece durmuş, hatta kadının yüzünü görmek için önüne doğru eğilmiştim. Kimdi, neden ağlıyordu, teselli edeni neden yoktu'...  Ve daha merak ettiğim onlarca sorunun cevabından bana neydi. İzliyordum, izlenilen olmuştum. Kim bilir, o da beni bir yerlerde anmış, kadının biri yolda geçerken ağlayan kadını görüp, içine düşecekmiş gibi bakmıştı demiştir. Tıpkı, benim şimdi onu kayda değer şekilde andığım gibi.

Dertsiz başa dert edinir bazıları sadece izleyeceğim derken. Buz gibi havada elleri morarmaya ramak kalmış babanın kestane satabilmek için var gücüyle bağırması. Bağırmasının karşılığında, satamadığı kestaneler. İzleyenin aklında binbir soru; ya kestaneyi satacağı parayla hasta evladına ilaç alacaksa. Ya bugün de evine ekmek alamayacaksa, ya maddiyat eksikliği geçimsizliğe sebep olacaksa.  Varsayım mı bunlar, boşuna mı derde durdu bu gözler. Hayır, işte şu evden gelen ağır sesler bir benzeri durumun finali.

Duadır bazen hiç hesapta yokken izleyenle izlenilen arasındaki bu gözlem. Önünde yürüyen kişinin telefon konuşmasına şahit olan arkadaki temiz ağızlı, dua üstüne dua gönderir habersizce. İş yerinde fırtına kopmuştur, ayakları gitmiyordur önde yürüyen kişi. İhtiyacı olmasa bir an dahi orada durmazdı. Telefon konuşmasına  kulağı takılan arkasındaki kişinin duasındadır artık, belki de kimsenin duasında olmadığı kadar.

Çaredir bazen dertlere derman olan tarafından gönderilen. Böyle bir Türk Sinemamız vardı. Emel Sayın sağır oluyordu, elindeki dürbünle her gün parktaki kişileri izleyip, dudaklarını okuyarak onların hayatlarına uzaktan dahil oluyordu. Hatta bir çoğuna maddi anlamda destek oluyordu. Çaresizliği sana  veren, sen başkalarına çare ol diye veriyordur belki anafikriyle aklımda kalan film sahneleri bilinçaltımda kalmış, yeri geldiğinde çıkmak üzere.

Öyle ya, payımıza düşen kadar izliyoruz, izleniyoruz. Hayatımız bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçip, tünelin sonunda bir ışık görünceye değin izleniyoruz. Üstelik kusursuzca. Biz hayatları izlerken uzaktan, yakından izleniyoruz yerli yerinde. Kaydedilerek, hesabı görülecek haliyle, zerresi atlamadan, niyetlere de bakılarak. Şahsımıza görevlendirilmiş; yemez, içmez, uyumaz, ölmez yazıcılar tarafından silinmez kalemlerle yazılmışlar,  zamanı geldiğinde bir bir dökülecek. İnancın  sen  öldükten sonra her şeyin bittiğini, bedeninle beraber ruhunun da mı yok olacağını söylüyor. Onu da izleyip göreceksin, göreceğiz. Biz izlemeye devam edeceğiz, bizleri izlemeye devam edecekler.

 

 

 

 

Döndü Çolak -Mavice
Bir Varmış, Bir Yokmuş