Foto Galeri WebTV
AYYILDIZ TOROS | Senin Defter Ne Alemde'...
 
 
Senin Defter Ne Alemde'...
11.12.2018 12:19:00
Döndü Çolak -Mavice
  dondu551@hotmail.com

Her filmin ilk sahnesiyle son sahnesi, her kitabın ilk sayfasıyla son sayfası, her yılın ilk ayıyla son ayı beni hep düşündürür. İlkler ilkliğiyle tek, sonlar son oluşuyla nokta. Aradakilerin hatırı yok mu var elbet. Finali hazırlayan o aradaki kalmışlardır. Başlarkenki niyet, son buluşla nihayetlenmiş midir, düşünür dururum. 

2018'in de finaline günler kala Ocak'ta edilen niyetler yerini bulmuş mudur acaba? Yaprağı kopmamış takvimli evlerin ya da takvimsiz evlerin aynı kaderi Aralık'ı yaşamak. Ocak ile Aralık arasına koyulan bir çok aralık her birimizin ömür sayfasında. Kimilerinin sayfası tertemiz itinayla yazılmış, kiminin sayfası yazılıp silinmekten, sonra tekrar yazılıp silinmekten delinmiş, buruşmuş. Bir el  buruşan sayfaları, kıvrışan köşelerini özenle düzeltmiş ama ne çare yıpranmışlığı apaçık. Sorsan bir başka defter sahibine beğenecek bu yırtılmış defteri. Göz ucuyla eğreti bakacak diğer temiz defterin sahibine. Öyle ya şimdilerde bir fikir dolanıyor etrafta 'yaşanılmamış hayat' adı altında topluyorlar pirüpakları.  Benim kalbim temiz demekle 'yırtıyorlar' günde yirmidört kez ağız dolusu küfürlerini. 'Benim dilimde ayol terbiyesiz kelimeler, yoksa benim kalbim çocuk kalbi gibi.' deyişleri'... Temiz defter sahipleri, küfrü duysa bin kez af dileyerek kulaklarını 'melun' kelimelerden kurtarmaya çalışırken 'amaaaan onlarda, pek keyifsiz' sınıfına koyuluyorlar. Defteri az zararla kurtarmak mı, yoksa silinmekten iflas olmuş hali mi makbuldür. Elbette yine finalde belli olur ama, başlangıcın sonrasından gelen aradakiler belirler sonu da. Konuyu umutsuz hale getirmeyelim elbette, zaman öyle bir işler ki kimine, sonraki sayfaların temizliği ve doğru yolda yaşanmışlığı, eprimiş sayfaları 'yok' hükmüne koyar.

Soruyorum işte şimdi kendime, bunca ay geçti; ne alemde senin defter. Ne alemde peygamberimizin: ''Dikkat edin! Vücudunuzda öyle bir parça var ki ; O salih olursa, bütün azalarınız salih olur. O bozulursa bütün azalarınız bozulur. İyi bilin ki; o kalptir.'' Dediği kalbin. O kalp ki 'ancak temiz olanların dokunduğu Kuran'ın peyderpey indiği yer, peki ya biz. Kalbimizi bomboş şeylerle doldurup, kırıp, incitip, karartıp sonra da yaşamamış olmaktan yeğ midir diyeceğiz. Böyle böyle alıyorlar saflığımızı, dokunulmamışlığımızı'... Yaşanmadan da bilinirdi, cahiliye evreleri. Ahhhh, kalbini mutlu etmek için yanlış sokaklarda gezinen emanetçisi, ne diyor sahibi: '' Kalpler, ancak Allah'ı anmakla mutmain olur'' Peki sen, kendini sahibi zanneden zavallı, kalbin senden bizar olmasın. Bunca bıkmışlığın, kalbinin senden bezmişliği olmasın. İstikametin yanlışsa, bu yalnızlığını sorgulamak haddine mi senin. Öyle yormuş ki yaşayamadığın hayaller seni, yaşadığın bunca şey seni 'dinç' bulamamış. Ondan senin bu biçare hallerin. Kalbinden başka yerlerde araman kurtarıcını.

Filmler, şarkılar, kitaplar, hayaller ve yıllar başlar ve biter. Bıraktığı tattır, sana kalan. ''Sorgulanmamış hayat'' hayat mıdır? Hesaba çekileceğini bile bile, düşünmeden  hoyratça yaşamak mıdır, 'yaşamamış' demesinler diye savrulmak.  Varsa ömrümüz, yeni yılların ilk ve son günlerini göreceksek şu an yaşadığımız beşik- mezar 'arasında' bir yerlerde. Bu aralarda hesabı iyi yapıp, karını zararını çıkartıp, karına sevinip kazandığına emin olmadan, zararına üzülüp kaybettiğine inanmadan, sayfaları da çok eskitmeden ama illa her sayfasında 'af dilemek' notunu düşerek bu defteri doldurmalıyız. Kim bilir, temiz sayfalar hatırına 'yıldızımızı' alırız.

''Ameller niyetlere göredir''  düsturuna uyarken 'niyet' kısmını alıp 'amel' kısmını boşlamamak lazım. Yoksa herkesin niyeti temiz değil mi?...

 

 

 

 

Döndü Çolak -Mavice
Senin Defter Ne Alemde'...