Foto Galeri WebTV

22 Ocak 2019 Salı  17:02
Amniyotik Bant Malzeme Değil, Karınnda Unutulamaz
Prof. Dr. Selahattin Kumru, anne karnında amniyotik bant unutulduğu iddiasıyla isyan edip, doktorlar hakkında itibarsızlaştırma kampanyaları başlatan annelerin bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
 

QR Kodu
 

AKDENİZ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Anabilim Dalı Başkanı ve Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Selahattin Kumru, anne karnında amniyotik bant unutulduğu iddiasıyla isyan edip, doktorlar hakkında itibarsızlaştırma kampanyaları başlatan annelerin bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Kumru, amniyotik bandın haberlerde sanki gazlı bez veya plaster bant gibi sunulmasının son derece hatalı olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Kumru, amniyotik bantın, hekimlerin anne karnında ameliyat sırasında bıraktıkları bir malzeme olmadığını söyledi. Amniyotik bantın bebek anne karnında oluşurken kendi zarlarından kaynaklanan bir uzantı olduğunu belirten Prof. Dr. Kumru, "Adlandırılması bant olduğu için vatandaşlarımız da bunu unutulmuş bir bant zannediyor. Gerçekte öyle olmadığının bilinmesi gerekiyor" dedi.

 

HABERLER DOKTORLARI ŞAŞIRTIYOR

Anne karnında unutulan amniyotik bant haberlerinin kendilerini şaşırttığını ifade eden Prof. Dr. Kumru, "Amniyotik bandın anne karnında sanki ameliyatta daha önce bırakılan bir bant ya da makas, alet veya spanç gibi bir şey olduğu izlenimi oluştu. Oysa amniyotik bant, dışarıdan anne karnına gelen bir şey değil. O gebelik sırasında bebeğe ait zarların devamı şeklinde ortaya çıkan, gebeliğin doğasında oluşan bir durumdur. Yani gebeliğin kendisinde oluşan bir durum. Herhangi bir alet bırakma söz konusu değildir" dedi.

 

5-15 BİNDE BİR GÖRÜLÜYOR

Bu durumun, nadir görülen bir durum olmasından kaynaklandığını söyleyen Prof. Dr. Kumru, "5 bin ya da 15 binde bir görülen sıklıktan bahsediliyor. Bu amniyotik bant bebeğin herhangi bir yerine yapışacak olursa kol, bacak gibi göbek kordonu gibi, bant bebeğin gelişimiyle birlikte büyüyemediği için yapıştığı yer de büyümeye çalışacak, doğal olarak kanlanmaya çalışacaktır. Örneğin bebeğin koluna yapıştı, kanın yapıştığı yerin daha uzağına gitmesini ve geri dönüşümünü engellerse kan ulaşımı engellenmiş olacak ve kol gelişemeyecek. Ya da aynı olay parmak bölgesindeyse parmak, ayak gelişemiyor. Bazen de bu bant bebeğin göbek kordonuna yapışabiliyor. Eğer göbek kordonuna yapıştı ise kan geçişine engel oluyor. O zaman bebek oksijensiz ve besinsiz kalıp kaybedilebiliyor" diye konuştu.

 

ULTRASON İNCELEMESİNDE GÖRÜLÜYOR

Amniyotik bandın tanısının genellikle ultrasonla bebek incelenirken konulduğunu ifade eden Prof. Dr. Kumru, "Bazı hamileliklerde bantlar bebeğe yapışmadan kenarda kalıyor ve sorun oluşturmuyor. Bebeğin ekstremitelerinde, kol, bacak, boyun, göbek kordonu gibi bölgelere yapışan bir bant var ise ve tanı konuldu ise kan akımını engellediği düşünülüyorsa, bu kez anne karnında bebeğe müdahale edilmesi gerekiyor. Bunun uygulanması da anne karnındaki bebeğe bir kamera yardımı ile giriyor, bebeğin kolunu ya da bacağına yapışan, saran bandı görüyoruz ve makasla kesiyoruz. Bandı kesince kol veya bacak serbest kalıyor ve kanlanıyor besleniyor, gelişim sorunları ortadan kalkıyor. Bu işlemler riskli işlemler değil, amniyotik bant sendromu ile ilgili literatürde bildirilen vakaların tamamına yakını 9 ayını tamamlamadan yani 40 haftayı tamamlamadan doğmuş, 32-34 hafta gibi sürede dünyaya gelmişler. Ancak yenidoğan koşulları iyi olduğu için günümüzde bu durum bizim için sorun olmuyor" dedi.

 

'ADI BANT OLUNCA YANILGIYA NEDEN OLUYOR'

Prof. Dr. Kumru, "Sorunu yinelemek gibi olacak ancak iyi anlaşılması yönünde bilgiyi tekrar etmek gerekiyor, 'Amniyotik bant hekimlerin anne karnında ameliyat sırasında bıraktıkları bir malzeme değildir. Bebek anne karnında oluşurken kendi zarlarından kaynaklanan bir uzantıdır. Sadece adlandırılması bant olduğu için vatandaşlarımız da bunu unutulmuş bir bant zannediyor. Gerçekte öyle olmadığının bilinmesi gerekiyor" diye konuştu. DHA


 
 

 

 

 

reklam

Diş Ve Diş Etine Düzenli Kontrol Uyarısı
Prof. Dr. Alper Kuştarcı, diş ve diş eti enfeksiyonlarının iç organları etkiled...
26.11.2022 (0)
Diyet İle Düzelmez İlaç Desteği De Alınmalı
Dünya Aferez Birliği (WAA) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, demir eksikliğinin ...
26.11.2022 (0)
Kendisi Gibi Kanser Akranlarına Umut Olmak İstiyor
AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Hastanesi'nde Ewing sarkomu (kemik kanseri) tedavisi g...
21.11.2022 (0)
Erken Tedavi Edilmezse Görme Kayıpları Olabiliyor
Doç. Dr. Murat Uyar,''Özellikle pandemi dönemindeki iki yıllık süreçte hastaları...
21.11.2022 (0)
Uygun Böbrek Çıktı' Telefonuyla Hayatı Değişti
ANTALYA'da doğuştan kronik böbrek rahatsızlığı yaşayan Barış Barışkan (15), 'Kad...
19.11.2022 (0)
Nenem Beni İyileştirdi
BÖBREK yetmezliği nedeniyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde 4 yıldır periton ...
17.11.2022 (0)
“Toprak Olacak Bir Organ, Başkasına Can Olabilir”
Prof. Dr. Özkan: “Dünyanın en çok nakil yapan ülkesiyiz ama bağış yapan ülkesi d...
7.11.2022 (0)
‘1000 Çocuk Böbrek Nakli Bekliyor’
AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Sema Akman, Türkiye'de 10...
28.10.2022 (0)
Çocuğunuzda Karın Ağrısı Varsa Ağrı Kesici Vermeyn
ÇOCUK Cerrahı Dr. Elnur Nurullayev, çocuklarda karın ağrısı şikayetinin ciddiye ...
19.10.2022 (0)
60 Santimlik Kanserli Bölüm Konuşarak Çıkarıldı
ANTALYA'da rektum kanseri Faruk Bostan'ın (56) kalın bağırsağının 60 santimlik b...
18.10.2022 (0)