Foto Galeri WebTV

18 Ağustos 2022 Perşembe  14:56
Yılmaz: “Depremi Değil Ama Afeti Önlemek Mümkün”
17 Ağustos’un Yıl Dönümünde Türkiye’nin Depreme Hazırlığı: Sorunlarımız ve Çözümlerimiz!
 

QR Kodu
 

17 Ağustos’un Yıl Dönümünde Türkiye’nin Depreme Hazırlığı: Sorunlarımız ve Çözümlerimiz!

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Serik Temsilcilik Yönetimi Başkanı İnşaat Mühendisi Ali Yılmaz, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi yıl dönümü sebebi ile yazılı bir basın açıklaması yaptı. İnşaat Mühendisleri Odasının bu konudaki görüşlerini ve çözüm önerilerini dile getiren Yılmaz Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu ve deprem gerçeğini anlattı. 17 Ağustos depreminin sonuçlarına dair örnekler veren Yılmaz, deprem konusunda sorunların da bu sorunların çözümü için yapılması gerekenlerin de belli olduğunun altını çizdi.

“Barınma Hakkı”

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Serik Temsilcilik Yönetimi Başkanı İnşaat Mühendisi Ali Yılmaz, basın açıklamasında Antalya ve çevre bölgelerin deprem tarihi ve depremselliği ile ilgili de önemli bilgiler verdi.

Yılmaz basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, tarihimizin en acı depremlerinden 17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 23. yılında da temel insan haklarından olan ‘Barınma Hakkı’nın tüm vatandaşlarımıza sunulabilmesi için depremi unutmama, unutturmama, güvenli ve sağlıklı yapı üretimi sağlanana kadar görev ve sorumlulukları hatırlatmaya kararlıdır.

Bir deprem coğrafyasında yer alan ülkemiz tarih boyunca birçok kez yıkıcı depremlerle karşı karşıya kalmıştır. Özellikle Marmara Bölgesinin gerek ekonomik anlamda gerekse sosyo-kültürel açıdan coğrafyamızda merkez pozisyonunu yüzyıllardır koruması nedeniyle, bu bölgede yaşanan depremler ciddi sonuçlar doğurmuştur.”

17 Ağustos Depremi

“Cumhuriyet döneminin gerek can ve mal kaybı açısından gerekse sosyal ve ekonomik sonuçları açısından en yıkıcı depremlerinden biri 17 Ağustos 1999 tarihli Gölcük merkezli depremdir. 7,4 büyüklüğündeki bu deprem başta Marmara bölgesi olmak üzere tüm Türkiye’yi etkilemiştir. Ülkemizin ekonomik anlamda üretim ve ticaret merkezi olan ve yurdun her yerinden göç alan bir bölge olması nedeniyle bu depremin tüm vatandaşlarımızı doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediğini söylemek mümkündür.

Depremde 20 binden fazla yurttaşımız hayatını kaybederken yaralı sayısı 50 bini aşmıştır. Bölgede yaklaşık 113 bini yıkık ve ağır hasarlı olmak üzere toplam 365 bin bina hasar görmüştür. Bir milyondan fazla insan evsiz kalmıştır. Yapılarımızın %25`i, kullanılamaz hale geldi. 17 milyar dolardan fazla ekonomik kayıp ortaya çıkmıştır.”

“Ülkemiz Deprem Ülkesidir”

“Bugüne kadar yaşamış olduğumuz depremler, ülkemizin bir deprem ülkesi olduğunu ortaya koymaktadır. 100 yıl içerisinde oluşan depremlerde 110 bin insanımız yaşamını yitirmiş, 700 bin mertebesinde yapımız yerle bir olmuştur. Çok sayıda insanımız yaralanmış, sakat kalmış, milyarlarca dolar ekonomik kayıp ortaya çıkmıştır.

Ortaya çıkan kayıpların ve hasarın büyüklüğü, deprem sonrası müdahalede yaşanan sorunlarla birlikte bu depremin etkisi öyle şiddetli olmuştur ki 2001 ekonomik krizinin önemli sebepleri arasında sayılmaktadır.”

“Sorunların Çözümü İçin Yapılması Gerekenler Bellidir”

“Bu kadar büyük sonuçlar doğuran 17 Ağustos Depremi, depreme bakış açısının değişmesinde bir milat olarak kabul edilmiştir. Yalnızca deprem sonrası yapılacak müdahaleler değil depremden önce alınması gereken tedbirler de tartışılmıştır. Plansız-çarpık kentleşmenin ve mühendislik hizmeti almayan yapıların ne kadar büyük tehdit oluşturduğu anlaşılmış, bu konuda birçok kurum ve kuruluş tarafından neler yapılması gerektiği konusunda çalışmalar yapılmış, bu çalışmalar birleştirilerek strateji ve eylem planlarına dönüştürülmüştür.

Odamızın da bu konuda çeşitli çalışmaları olmuş, deprem kongreleri, çalıştaylar düzenlenmiş, raporlar hazırlanmış, kamuoyunu aydınlatacak ve deprem konusunda farkındalığı ve bilinci artıracak çalışmalar yapılmıştır. Yıllara dayanan çalışmalar sonucunda deprem konusunda sorunlar da bu sorunların çözümü için yapılması gerekenler de bellidir.”

“Mevcut Yapı Stoku İyileştirilmeli ve Güçlendirilmelidir”

“2011 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konan ve 2012-2023 yıllarını kapsayan "Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planında (UDSEP) alınan kararların uygulamaya geçirilmesi depreme hazırlık konusunda en önemli çaba olacaktır. UDSEP’e göre başta okul ve hastaneler olmak üzere, Türkiye’deki bina envanterinin çıkarılması ve mevcut yapıların hasar görebilirlikleri ve riskleri esas alınarak gruplandırılması planlanmıştır.

Mevcut yapı stokunun envanterinin çıkarılması konusundaki çalışmalar hızlandırılmalı, mevcut durum tespit edilerek acilen güçlendirilmesi veya yenilenmesi gereken binalar belirlenerek bir plan doğrultusunda yapı stokunun depreme dirençli hale getirilmesi sağlanmalıdır.”

“Yıkılma ve Ağır Hasar Nedenleri”

“Teknik ekiplerin gözlem ve değerlendirmelerinde, gerçekleşen depremlerde genel olarak binaların yıkılma ve ağır hasar görmelerinin ana nedenleri olarak şunlar sıralanabilir: Malzeme ile ilgili sorunlar. Donatı detaylandırması ile ilgili sorunlar, alt kat kolonlarının göçmesi ile ilgili sorunlar, kısa kolon oluşumu ile ilgili sorunlar, tasarım, imalat ve kullanım aşamasındaki denetim eksikliği sorunları.”

“Her Şantiyeye Tam Zamanlı Bir Şantiye Şefi”

“Teşhis bellidir. Deprem etkileri nedeniyle oluşan yapısal hasarlar büyük oranda yapıların inşası ya da sonrasındaki denetimsizlik nedeniyle ortaya çıkmaktadır. O halde yapı üretim sürecindeki sorunların ortadan kaldırılması yetkililerin öncelikli görevi olmalıdır.

Yapı üretiminin mühendislik esaslarına uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlayan en önemli görev şantiye şefliğidir. Ancak bu görevin usulüne uygun olarak yerine getirilmemesi, inşaat hatalarını, dolayısıyla deprem hasarlarını büyütmektedir. Şantiye şefinin görevini tanımlamak gerekirse; bir yapının fen ve tekniğe, ruhsata esas teşkil eden projesine uygun olarak inşa edilmesi ile inşaatın iş ve işlemlerinin planlanmasını sağlamaktır. Tam da bu sebeple biz İnşaat Mühendisleri Odası olarak sınırlı durumlar dışında, her şantiye şefinin sadece bir şantiyede tam zamanlı olarak görevlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.”

“Büyük Depremler ve Antalya”

Antalya'da hiç deprem olmaz, bize bir şey olmaz, Antalya’da tsunami olmaz; diye düşünmek teknik olarak doğru bir bakış açısı değildir.

Nitekim; 1-1911 yılında merkez üssü Antalya olan ve o zamanki Antalya'nın en yüksek yapısı olan Yivli Minare'yi şerefesinden itibaren yıkan 6.1 şiddetindeki deprem olmuştur.

2- 1926'da Kaş açıklarında 6.8 şiddetinde bir deprem olmuştur. Aynı yıl içinde Antalya'da da 18 Mart ve 26 Haziran tarihlerinde iki deprem olmuştur.

3-1931 yılında merkez üssü Antalya olan 6.2'lik bir deprem yaşanmıştır.

4-1957 yılında Fethiye'yi vuran 5.9'luk deprem bir antik Likya kenti olan Telmesos'un da büyük bir kısmını tahrip etmiştir. Ve yer yer çökmelere, ölümlere ve yaralanmalara neden olmuştur.

5-1966 yılının 13 Mart'ında Antalya İskelesi'nde suların iki metre kadar alçaldığını, hadise yaşanmıştır.

6-1969 yılında 6.2'lik bir deprem Kalkan'ı vurmuştur. Bu depremin meydana getirdiği şok dalgası Aksu ve Serik arasında bulunan antik Sillyon kentinin Odeon ve tiyatro binalarının çökmesine neden olmuştur. Bölgede daha önceden meydana gelen bir başka deprem, Sillyon tiyatrosunun sahne binasını, binanın geriye kalan bölümlerinden kopartmış ve yapıyı zayıflatmıştı, ne var ki daha önceden olan bu depreme ilişkin elimizde bugün için her hangi bir kayıt mevcut değildir.”

“Antalya ve Çevresinde Ölçülmüş Aletsel Depremler

3 Ekim 1914 Burdur Depremi ( Ms = 7.0 )

13 Ağustos 1922 Karpathos Depremi ( Ms = 7.0 ) (GİRİT RODOS ARASINDA BİR ADA)

18 Mart 1926 Finike Depremi ( Ms = 6.8 ) : Kastellorizo yakını da, episantrı kıyıdan uzakta olan bir deprem, oniki adalarda ve Finike ile Fethiye arasındaki kıyı bölgesinde geniş ölçekte hasar ve can kaybına neden olmuştur. Ana şoku Hazirana kadar devam eden çok sayıda artçı deprem izlenmiştir. Deprem Samos Santarin, Girit, Dinar ve Konya’da hissedilmiştir. Şok, Kıbrıs ve Suriye’de algılanmıştır. Deprem dış – merkezinde en büyük şiddet MSK = VIII olarak belirlenmiştir. (Ambraseys 1988).

26 Haziran 1926 Rodos Depremi ( Ms = 7.0 )

20 Ocak 1941 Doğu Kıbrıs Depremi ( Ms = 5.9 )

9 Şubat 1948 Karpathos Depremi ( Ms = 7.2 )

10 Eylül 1953 Pafos Depremi ( Ms = 6.1 )

24 Nisan 1957 Fethiye Depremi ( Ms = 6.8 )

25 Nisan 1957 Fethiye Depremi ( Ms = 7.2 )

25 Nisan 1959 Köyceğiz Depremi ( Ms = 5.7 )

22 Kasım 1963 Tefenni Depremi ( Ms = 4.6 )

14 Ocak 1969 Fethiye – Kaş Depremi ( Ms = 6.2 ) Fethiye-Kaş depremi, Ege-Akdeniz bölgesi illerinde etkili olan orta şiddette bir depremdir. Bu depremde kaş ilçesi ve Kalkan civarındaki evlerin % 50’si oturulamayacak duruma gelmiştir.”

“Antalya'da Olası Bir Depremde Sahil Bölgelerimiz Depremi Daha Şiddetli Hissedecek'”

“Olası bir depremde Antalya'da en çok etkilenecek bölgeler sahile kıyısı olan ilçeler olacaktır. Helen Yayı dediğimiz Girit ve Rodos Adası'ndan, Antalya'nın tam altından Batı Anadolu'ya batan bir levha var. Burada çok ciddi deprem potansiyeli var. Büyük depremler üretmiş ve potansiyeli devam etmektedir. Antalya'da en çok etkilenecek yerler sahile kıyı olan kısımlarımız olacaktır. Çünkü sahil kesiminde deprem ortaya çıktığında, deprem dalgaları gevşek, alüvyonel zemin dediğimiz Jöle kıvamındaki yerlere geldiğinde genlikleri büyüyecek ve daha şiddetli hissedilecektir.

Son birkaç yıldır Antalya Körfezi'nde Richter Ölçeği'ne göre büyüklüğü 3.0 ile 4.1 arasında değişen depremlerin bazılarını hissetmesek de, haber bültenlerine yansımaktadır. İnşallah böyle büyük yıkım getirecek bir deprem yaşamayız.”

“Bu Karamsar Tabloyu Tersine Çevirmemiz Mümkündür”

“Dünya ve Ülkemiz oldukça zor bir dönemden geçmektedir. Ekonomik anlamda yaşanan kriz koşullarında olası bir büyük depremin sonuçlarının 2001 krizinde yaşananlardan çok daha ağır olacağı açıktır. Başta İstanbul ve Marmara Bölgesi olmak üzere olası büyük bir depremin Türkiye’ye neler yaşatacağını kestirmek zordur.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak hem yetkili kurum ve kuruluşlara hem de tüm kamuoyuna seslenmek istiyoruz. Bu karamsar tabloyu el birliğiyle tersine çevirmemiz mümkündür. Biz İMO olarak tüm bilimsel-teknik birikimimizle, sahada edindiğimiz tecrübe ve yetişmiş kadrolarımızla, başta deprem olmak üzere doğa olaylarının afetlere dönüşmesini önleme konusunda görev almaya hazırız.”

Haber: Osman Türkçe

 
 

 

 

 

reklam

Aputkan, Aynur’u Altınla Ödüllendirdi
Belediye Başkanı Aputkan, Başpehlivan Aynur’u altınla ödüllendirdi....
7.10.2022 (0)
Halimoğlu Dünya Şampiyonu Oldu
Serik Belediyesi güreş antrenörü Aydın Halimoğlu veteranlar dünya şampiyonu oldu...
7.10.2022 (0)
Kadının Güçlenmesi İçin Kadın Dayanışması
Serik Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Antalya Dokumapark’taki festi...
7.10.2022 (0)
Emin Çopur Vefat Etti
İlçemiz esnaflarından yağcı Emin Çopur, rahatsızlığı nedeniyle yaşamını yitirdi....
7.10.2022 (0)
Başpehlivan Şimşek Evliliğe İlk Adımı Attı
KIRKPINAR Başpehlivanı Serikli Cengizhan Şimşek, evliliğe ilk adımını attı. Şimş...
7.10.2022 (0)
Antalya'da Otel Servisi Devrildi: 9 Yaralı
Serik ilçesinde 5 yıldızlı bir otele ait personel servis midibüsü devrildi. Kaza...
7.10.2022 (0)
ATSO'da Seçimin Galibi Davut Çetin
ANTALYA Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ATSO), yönetim kurulu seçiminde Davut Çetin...
7.10.2022 (0)
Borsa Meclisi, 'Çandır' Dedi
ANTALYA Ticaret Borsası (ATB), organ seçimlerinin ikinci aşaması olan yönetim ku...
7.10.2022 (0)
İlk Kutlama Ailesinden
ANTALYA Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı'na yeniden seçilen Dav...
7.10.2022 (0)
Meslek Liseleri Fabrika Gibi
ANTALYA'da, 'fabrika' gibi çalışılan meslek liselerinde öğrencilerin üretim ve h...
7.10.2022 (0)