Foto Galeri WebTV
AYYILDIZ TOROS | Musalar, Enverler, Sertoklar…
 
 
Musalar, Enverler, Sertoklar…
23.12.2019 11:05:00
Döndü Çolak -Mavice
  dondu551@hotmail.com

Babası Musa’ya adını verirken “Ya Rabbi bana indireceğin her hayra öylesine muhtacım” demiş miydi ki, şimdi Musa oğlunu mezarı başında ziyaret ederken bu Hz. Musa’nın duasına öylesine muhtaç. Şimdi dilek kapısı açık olacaktı ki, şu boyu bir elliyi geçmeyen kabrin yanı başına uzanıverecekti. Ne büyük acı… Hepimizin dilinde keskin bir kılıç gibi. Duyanın ciğerini tam orta yerinden kesiyor, kanatıyor, acıtıyor.

Manavgat’ta yaşanılan ölümlü kaza. Döneceği kavşak evine götürecekti de, savruldular her biri bir yana. Deselerdi ailen kavşakta ölüme gidecek, Musa tercih eder miydi bu dünyada yapayalnız kalmayı bir kızıyla. Babasının kullandığı otomobil kim bilir kaç kez evin yolunu bulmuştu da işte bu defa paramparçaydı. Otomobil de, Musa da.

Merakımdır, ölümü ani haberle gelenlere, önceki gecelerde haber verirler mi rüyalarda. Nedense hep verirler cevabı gelir yüreğime, yoksa hangi kalp bu denli hazırlıksız yakalanılan acıya takat getirir.

Musa şimdi dört parçaya bölünmüş ciğeriyle toprağı kurumamış kabir başında. Kazada kurtulan Büşra’sına evde dayısı acı haberi verirken o sevdiceğinin başında. Onun en sevdiği haliyle, bıyıksız. Ne çok kes demişti de, ben böyle seviyorum hatun demişti. Şimdi tam da Aysel’inin istediği gibi. Bıyıksız. Şimdi görse, hah şimdi oldu Musa’m dese. Tam bıyıklarının kesilen yerlerinden öpse, ölmediğine inandırsa. ‘Dik dur Musa’ diyorlar, ne dik durması sönmeyen ateşlerde dağlanmış bir yürek taşıyan o. Kim ne diyebilir de, kelimeler su olup yüreğini soğutabilir. Şimdilik imkansız. Belki ileride, zaman böyle acıyla yaşamaya alıştırır. Öyle ya kızı var, kazadan ona kalan teselli. Teselli mi, basbaya yaşamayı mümkün gösteren tek sebep.

Rabbim, Musa’nın kalbine “Biz Allah’a aidiz ve sonunda O’na döneceğiz” ayetinin imanını ver ki, kalbi bir boşluktan nefes alsın.

Biz, bu aile babasının ateşinden etkilenirken bir başka haber, yüreğimizi buz kestirdi. Antalya’da yaşan Enver Ö., ailesine mektup bırakarak intihar ediyor. Üstelik intiharın sebebini de delici kelimeleriyle yazıyor mektubunda, üzerine bir paket kına bırakarak. Evet evet, yanlış yazmadım, bildiğiniz yakıldığında kıpkırmızı rengi çıkan kına. Notunda “Sizi öldürmeyi düşündüm. Ancak kanınızla elimi kirletmek istemedim. Size kına bırakıyorum” yazıp pompalı tüfekle…. Kırmızı, kınanın yakıldığı yerde güzeldir, pompalı tüfeğin açtığı yaradan akan kanda değil. Bir ‘yaran’ vardı ise, ‘yaradan’a tükenmez umutla el açılabilirdi. Şimdi ardında kalanlar, bir kınaya bir de kanayana bakakaldılar. Kına da, kanayan da uzaklaşır da ya yüreği ‘kanayıp’ duracak ailesi. Kına bizde ‘kurban olsun’ diyeydi ya, şimdi kim kime kurban. Büyük mahkemede elbet sorulacak.

Mahkemede soruldu, son sözün nedir diye, bir gece yarısı alkollü eve gelip karısını ve kızını öldüren Sertok Özen’e, Sertok cevap verdi: “Ölen yabancı birisi değil. Birisi karım, birisi kızım. Onların arkasından savunma yapmayı da kendime yakıştıramıyorum.” Bir gece yarısı kafası yerinde değil eve gelip kavga etmeyi, karısını, kızını öldürmeyi yani katil olmayı kendine yakıştıran adam, savunmayı kendine yakıştırmıyormuş. Mahkeme, ikişer kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını kendisine çok yakıştırmış. Bir başka eş katili Veysel Yat’ı ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptıran mahkeme heyetine katledilen Gülhanım Doğu’nun yakınlarının dediği gibi “Ellerinden öperiz.” Mahkeme heyeti.

Bir yerde ailesinin kabri başında pervane Musalar, bir yerde yükünü ailesine yıkan Enverler, bir yerde sorumsuzluğunu karısına kızına boca eden Sertoklar. Bu atmosferde hangi suçlunun verdiği nefesi almak zorunda kalacağız kim bilir. Varacağı yerin kilometresini hesap edenler, kabre kaç kilometre kaldı hesap ediyorlar mı? Hesap ediyor muyuz? Kim bilir, Enver de Veysel’in eski karısını başka bir adamla evleneceğini öğrenip öldürdüğünde, küfürler etmişti Veysel’e. Lan insan karısına öyle yapar mı diye. Gün geldi Enver mektubunun üstüne kına paketini koyup, kahredici cümlelerle gitti. Musalar mı, onlar dilerim ki Musa’nın Rabbi olan Allah’ın teskin edişine muhatap olurlar: “ O sabredenleri müjdele! Onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman : “Biz Allah’a aidiz ve sonunda ona döneceğiz” derler.

 

 

 

 

Döndü Çolak -Mavice
Güneşi Doğuran Kuşlar…